İnnâ cealnâ mâ alel ardı zîneten lehâ li nebluvehum eyyuhum ahsenu amelâ(amelen).
| 1. | innâ | : muhakkak biz |
| 2. | cealnâ | : kıldık |
| 3. | mâ | : şeyleri |
| 4. | alel ardı (alâ el ardı) | : yeryüzünde |
| 5. | zîneten | : süs, ziynet |
| 6. | lehâ | : ona |
| 7. | li nebluve-hum | : onları imtihan etmemiz için |
| 8. | eyyu-hum | : onların hangisi |
| 9. | ahsenu | : daha güz el, en güzel |
| 10. | amelen | : amel |
Meali : Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.
Açıklamalar : Allah dünya üzerinde sayısız nimet yaratmıştır, bu nimetlerin dünyanın süsü olduğu ve bu nimetlerle imtahandan geçirileceğimizi hatırlatılmaktadır.
Nimetlerin imtihanda insanların derecelerinin belirlenmesine yarayacağı ve temelde bu sebeple yaratıldığı açıklanmaktadır.
Ancak insanoğlu nimetleri yaratanın Allah olduğunu unutmakta veya kendilerinin bir çok nimeti ürettiğini ve kendilerinin bunların sahibi olduklarını sanmaktadır. Tüm nimetleri Allah yaratmakta ve insanlara çeşitli vesileler ile bunları sunmaktadır, insanın yapması gereken nimetin gerçek sahibini bilmek ve nimetler için şükranlarını sunmaktır.