Oca 14
فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ اللّهُ مَرَضاً وَلَهُم عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
Fî kulûbihim maradun, fe zâdehumullâhu maradâ(maradan) ve lehum azâbun elîmun bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).
| 1. |
fî |
: içinde, vardır |
| 2. |
kulûbi-him |
: onların kalpleri |
| 3. |
maradun |
: maraz, hastalık |
| 4. |
fe |
: o zaman, böylece |
| 5. |
zâde |
: artırdı |
| 6. |
hum |
: onlar, onlara, onların |
| 7. |
allâhu |
: Allah |
| 8. |
maradan |
: maraz, hastalık |
| 9. |
ve |
: ve |
| 10. |
lehum |
: onlar için vardır, onlara vardır |
| 11. |
azâbun |
: bir azap |
| 12. |
elîmun |
: elîm, acıklı |
| 13. |
bi mâ |
: sebebiyle |
| 14. |
kânû |
: oldular |
| 15. |
yekzibûne |
: yalanlıyorlar |
Çeviri
Onların kalplerinde maraz vardır, Allahta marazlarını artırdı ve yalanlamaları sebebiyle onlar için elim azab vardır
Tagged with: azâbun • elîmun • lehum • maradan • maradun • yekzibûne • zâde
Oca 11
خَتَمَ اللّهُ عَلَى قُلُوبِهمْ وَعَلَى سَمْعِهِمْ وَعَلَى أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عظِيمٌ
Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
| 1. |
hateme |
: mühürledi |
| 2. |
allâhu |
: Allah |
| 3. |
alâ |
: üzerine |
| 4. |
kulûbi-him |
: onların kalpleri |
| 5. |
ve |
: ve |
| 6. |
alâ |
: üzerine |
| 7. |
sem’ı-him |
: onların işitme hassası |
| 8. |
ve |
: ve |
| 9. |
alâ |
: üzerine |
| 10. |
ebsâri-him |
: onların görme hassası |
| 11. |
gışâvetun |
: perde |
| 12. |
ve |
: ve |
| 13. |
lehum |
: onlarındır, onlar için vardır |
| 14. |
azâbun |
: bir azap |
| 15. |
azîmun |
: azîm, büyük |
Yakaza Çevirisi
Allah onların kalplerini ve işitme duyularını mühürledi, ve onları görme duyularında bir perde vardır. Onlar için azim bir azab vardır.
Tagged with: allâhu • azâbun • azâbun azîm • azîmun • ebsâri-him • gışâvetun • hateme • kulûbi-him • sem'ı-him